Bahar Aylarında Alerji Semptomları Artıyor!

featured

 

İlkbahar; ısınan havası, rengarenk çiçekleri ve yeşil bitki örtüsüyle içimizi ısıtsa da, polenleri ve alerjik dönemi de beraberinde getiriyor. Zaman zaman gerçekleşen bahar yağmurları da havadaki polenlerin artmasına neden oluyor. Araştırmalar, iklim değişikliğinin polen mevsimini daha uzun ve daha yoğun hale getirdiğini gösteriyor.

10.05.2022 İSTANBUL, Türkiye- Bahar mevsimi, çoğu insana heyecan verici ve güzel gelse de alerjisi olanlar için çok zorlayıcı olabiliyor. Özellikle bu dönemde ağaçlardan ve çiçeklerden havaya yayılan polenler güçlü alerjenlerden sayılıyor. Yetişkin bir birey günde 10 bin litre hava soluyabilirken, her nefes 5 ile 50 milyon arasında kirleticiyi akciğerlerimize aldığımız anlamına gelebiliyor. Akciğerlerimiz temiz hava soluyup karbondioksiti dışarı verdiğinden, alerjenleri soluyup kirli havayı vücudumuza aldığımızda buna tepki vermeye başlıyor.

Alerji hastaları, dönem dönem gerçekleşen yağışlı havaların en azından polen seviyelerini azalttığını düşünebilir, ancak durum tam olarak düşünüldüğü gibi değildir.  Hafif-orta dereceli yağışlar, havadaki polenleri doğrudan yıkayabildiği için polen seviyelerini düşürebiliyor, ancak gök gürültülü fırtınalı ve şiddetli yağmur yağışı tam tersi bir etkiye de sahip olabiliyor.

Fırtına ve rüzgarlar havadaki polen seviyelerinin artmasına neden olabilirken, polen taneleri ozmotik şok tarafından parçalandıktan sonra meydana geliyor. Yağışla fırtınanın basıncı ve nemi bir arada polen tanelerinin hidrasyonuna neden olarak tanenin parçalanmasına sebep olabiliyor. Bu, nefes alabilen, alerjen taşıyan atmosferik biyolojik aerosolleri serbest bırakıyor.

Dyson Mikrobiyolog’u Karen Holeyman konuya dair:” Şiddetli yağmur ve yüksek nem, polen tanelerini parçalayabilir. Bu da daha kolay solunabilen küçük parçaların ortaya çıkmasına yol açar. İklim değişikliğinin polen mevsimi üzerinde iki etkisi vardır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar yükselen küresel sıcaklıkların, polenlerin bitkiler tarafından salındığı süreyi uzatmaya yardımcı olduğunu gösterir. Havadaki polen üretiminin giderek artmasıyla da bu süreç daha yoğun hale gelir.”

Dyson’ın mikrobiyolog ekibi, gerçek evlerdeki havayı anlamak için hava temizleyicilerin filtreleri tarafından nelerin yakalandığını incelemeye büyük önem veriyor. Dünya genelindeki hava temizleyici filtrelerinde polen, bitki parçaları, evcil hayvan kepeği, toz, toz akarları ve toz akarı dışkılarına düzenli olarak rastlanıyor. Bunların hepsi alerjen taşıyan veya üreten parçacıklardır. Daha da önemlisi, hem elektrik süpürgesi hem de hava temizleyici filtrelerinde görünür.

Temiz hava ihtiyacı genellikle dış mekan sorunu olarak kabul ediliyor. Ancak ev içindeki hava temizliğinin önemi genellikle göz ardı ediliyor. Dyson mühendisleri, yüzeyleri temizlemenin ve halıları süpürmenin alerjenlerin solunmasını önlemek için her zaman yeterli olmadığını belirtiyor. Bu yüzden yaşam alanlarındaki hava kalitesine de dikkat edilmeli.

Tamamen kapalı filtreleme sistemlerine sahip hava temizleyiciler, alerjenlerin yakalanması için çok önemlidir. Sadece Dyson hava temizleyiciler, HEPA-13 filtrelerini kapalı bir filtreleme sistemi ile birleştiriyor, böylece tüm makine artık HEPA H13 derecesine ulaşıyor. Bu, 0,1 mikron kadar küçük partiküllerin (görünür toz partiküllerinden saç, polen, alerjenler ve bakterilere kadar) yüzde 99,95’inin makinenin içinde tutulmasını sağlıyor. İkinci bir filtre olan aktif karbon katmanı, temizlik ürünlerinden yayılan, yemek pişirirken ortaya çıkan veya eve dış mekandan giren VOC’ler ve NO2 gibi gazları yakalıyor. Filtrelerin etrafındaki hassas 360 derecelik kauçuk contalar, makine içinde düzgün sızdırmazlık sağlayarak havanın filtreyi atlama ve odaya polen veya diğer alerjenleri geri bırakma olasılığını ortadan kaldırıyor.

İç mekan hava kirliliği görünmez olabildiğinden, fark edilmesini ve ne zaman önlem alınacağını bilmeyi zorlaştırıyor. Dyson hava temizleyicilerin otomatik modu, odanızdaki hava kalitesini otomatik olarak yönetiyor ve partikül kirliliğinin yanı sıra VOC’ler ve gazlar için havayı sürekli olarak izliyor. Cihaz, bir kirlilik olayı meydana geldiğinde akıllıca tepki verip, oda temizlendiğinde kapanıyor ve bir sonraki kirlilik durumunu bekliyor; en iyi arıtma performansını korumak için, filtrelerin değiştirilmesi gerektiğinde kullanıcıyı uyarıyor. Temassız filtre değişimi, filtre üzerindeki kirleticilere dokunmayı ve onları hareket ettirmeyi önleyerek, tekrar havaya salınma durumunu en aza indiriyor.

Dyson Hakkında

Dyson, İngiltere, Malezya, Singapur ve Filipinler’de mühendislik, araştırma, geliştirme ve test operasyonları yapan küresel bir teknoloji şirketidir. İngiltere’de bir garajda işe başlayan Dyson, kurulduğu 1993 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Bugün, Birleşik Krallık’ta Malmesbury ve Hullavington’da 800 dönümlük bir alana yayılan iki teknoloji kampüsü ve Singapur’da küresel bir genel merkezi bulunuyor. Bir aile şirketi olan Dyson, 6.000 mühendis ve bilim insanı da dahil olmak üzere, küresel olarak doğrudan 14.000’den fazla kişiyi istihdam ediyor. Uluslararası alanda 83 pazarda ürün satışı yapıyor.

Dyson, devrim niteliğindeki ürünleri ve teknolojileri tasarlamak için 2,75 milyar sterlinlik bir iş yatırımı yapıyor. Dyson, katı hal pil hücrelerine, yüksek hızlı elektrik motorlarına, görüntü sistemlerine, robotiklere, makine öğrenim teknolojilerine ve yapay zekaya odaklanan küresel ekiplerle yeni teknolojiler geliştiriyor. İlk torbasız elektrikli süpürge olan DC01’in 1993 yılında piyasaya sürülmesinden bu yana Dyson, saç bakımı, hava temizleme, robotik, aydınlatma ve el kurutma için problem çözücü teknolojiler tasarladı.

Dyson Mühendislik ve Teknoloji Enstitüsü, geleneksel bir üniversitenin akademik titizliğini küresel bir teknoloji şirketinde uygulamalı ve gerçek dünya deneyimiyle birleştiren yeni bir eğitim modelidir. James Dyson Vakfı 2002 yılında kuruldu ve bir hayır kurumu olarak aday mühendisleri güçlendirmek, eğitimde mühendisliği desteklemek ve tıbbi araştırmalara yatırım yapmak için uluslararası olarak çalışıyor. James Dyson Vakfı’nın her yıl düzenlenen uluslararası tasarım yarışması olan James Dyson Ödülleri tasarım ve mühendislik öğrencilerine açıktır. 2005’ten bu yana, ödül mali olarak yaklaşık 250 icadı destekledi ve ticarileştirilmesini desteklemek için fon sağladı. Yeni kurulan şirketlerin yüzde 90’ının başarısız olduğu bir ortamda, uluslararası kazananların yüzde 65’i projelerini başarıyla ticarileştirdi.